
Yaratıcı beyinlerinde ateşlenmesi MINI’nin yaydığı sinerjiden olsa gerek. İtalyada düzenlenen MINI Design Awards, MINI & ME ve MINI Idea bunun en güzel örneklerinden. Memleketimde’de birileri biz ‘MINI Tutkunlarını’ ateşlese hiç fena olmayacak sanırım.
MINI kıyafetiyle nefes kesiyor – Bisazza koleksiyonu: MINI ile birlikte çalışan İtalyan cam-mozaik uzmanları 12 mm kare büyüklüğünde binlerce cam parçasından oluşan dört benzersiz gövde tasarımına imza attı.
Büyük ustaların hummalı çalışmasının ardından her MINI’nin gövdesine tek tek yapıştırılan 30.000 parça nefes kesici görsel etkiler yaratıyor.
Mozaik kaplı bu çok özel MINI’ler şu anda dünyanın dört bir yanındaki çok özel mekanlarda sergilenmektedir.
İnanılmaz geniş bir içeriğe sahip sözlük. Bakmadan MINI’mi tanıyorum dememek lazım.
Son yıllarda modanın, tasarımın ve sanatın başkenti olma yolunda attığı önemli adımlarla “Geleceğe Uzanan Köprü” olmaya hazırlanan İstanbul’u mekan ve konu olarak seçen MINIInternational, bu sayısında şehrin yaratıcı, radikal, eğlenceli ve yorumlara açık yüzünü bu kimliği taşıyan kişilerin gözünden aktarıyor.
Dünyaca ünlü Türk yönetmen Fatih Akın, Zeynep Fadıllıoğlu, ünlü tasarımcı Ümit Ünal, Oya Eczacıbaşı, müzisyen Hasan Saltık, ünlü tasarımcılar Emel- Yaz Kurhan, şef Dilara Erbay, ressam Leyla Gediz, yarattığı jean markasıyla dünyaya damgasını vuran Ersin Akarlılar gibi isimler, 2010 Avrupa Başkenti olma adaylığına yönelik çalışmalarını hızla sürdüren İstanbul’u kendi gözlerinden aktarıyorlar.
Emre Doğru, Volga Yıldız, Barış Aktınmaz ve Bahadır Tanrıöver’in fotoğrafları, Erkut Terliksiz’in illüstrasyonları ve Zeynep Yener’in kalemiyle şekillenen MINIInternatıonal‘ın 19. sayısının kapağı ise yine Türkiye’yi dünyada başarıyla temsil eden 2 genç isme ayrıldı: Seyhan Özdemir ve Sefer Çağlar…
Önde gelen tasarım dergisi Wallpaper’ın dünyanın en başarılı 10 genç tasarımcısı arasında gösterdiği Autoban 212′i yaratan Özdemir ve Çağlar’ın kapakta yer almasıyla MINIInternational da kendine bir yenilik katıyor… Bu sayıdan itibaren MINIInternational, dergi içinde önemli roller üstlenen kişileri kapağına taşımaya başlıyor…
Yaşam eğlence ve keyif, arabanın dışına taşarak apayrı bir mekana dönüştü. Dünyadaki ilk MINI LOUNGE Madrid’de açıldı. MINI vites topuzlarıyla mekanın kapıları aralanıyor. İlk LOUNGE bar, restoran ve kulüpten oluşuyor.

MINI’ye özgü siyah renk ağırlıklı mekanda ise araçla ilgili hiç bir fotoğrafa rastlanmasada kendinizi MINI’nin içerisinde gibi hissetmemeniz imkansız. MINI ye özgü tüm unsurların yansıdığı mekanda MINI bisazza uzmanlarının eklediği desenlerde çarpıcı diğer unsurlar. MINI’ye özgü siyah renk ağırlıklı mekanda ise araçla ilgili hiç bir fotoğrafa rastlanmasada kendinizi MINI’nin içerisinde gibi hissetmemeniz imkansız. MINI ye özgü tüm unsurların yansıdığı mekanda MINI bisazza uzmanlarının eklediği desenlerde çarpıcı diğer unsurlar.Madrid’teki MINI LOUNGE’un kıpır kıpır havasında ziyaretçiler serin içkiler ve lezzetli Tapa eşliğinde rahat ve keyifli anları yaşayabilir, üstelik 08:00 gibi sabahın erken saatinden 04:00′e kadar. 15. Aralık 2005 tarihinde yapılan açılışından bu yana Madrid MINI LOUNGE’u, Paeso de la Castellana 123, gece hayatını ve erken kalkmayı sevenler için dinamik ve alışılmışın dışında olan bir merkez buluşma noktası haline gelmiştir. Böyle bir keyif için MINI’den çıkmaya değer.
MINI Motion formula 1′de kullanılan ayakkabıların simulasyonu sayılabilecek ayakkabılar üretti. Motorsporlarında bihayli tecrübeli olan PUMA’nın üretimini yaptığı ayakkabılar mükemmel bir şekilde harmanlanan performans ve tasarımı ile spor yaşamın değişmez bir parçası olacağa benziyor. MINI motion tarzının değişmez bir parçası olan ‘’silgi desenlerini’’ ayakkabının tabanıyla bütünleşmiş görüyoruz. Uzun yol sürüş keyfimizin birkaç kat daha artacağı kesin gibi duruyor.

Ayakkabının tasarımı Yves Behar’a ait tasarımcı halen kurucusu olduğu Fuseproject‘de moda, spor, kozmetik, mobilya ve teknoloji konularında geniş bir iş disiplini ile çalışmalarını sürdürmekte.
Yüzlerce Roof Seçeneğiyle MINI’ niz tamamen kişiselleştirin.
Transformers rüzgarı şimdide MINI de esiyor. Kendi Mini Robo’sunu yapmak İsteyenlere..
BMW Group ve Carbon Tex firmaları dünyanın ilk karbon fiberden yapılan Mini Cooper modelini geliştirdiler.

Hiç karbon fiberden yapılmış bir Mini Cooper gördünüz mü? Dünyanın ilk karbon fiber Mini Cooper modelini BMW Group ile işbirliği yapan Carbon Tex firması geliştirdi. Klasik bin Mini Cooper modeline karbon fiberden yapılan gövdeyi giydiren Carbon Tex, Zeemax adını verdiği yeni tasarımı Bodensee’deki Tuning Fuarı’nda sergiledi.
Spor aksesuarlarıyla dikkat çeken modifiye Mini Cooper’ın gövdesinde saf karbon kullanıldığı açıklanırken, siyah deri ve ahşap kaplamanın oluşturduğu iç mekan nostaljik bir yarış aracını anımsatıyor.
Modifiye edilen mini Cooper’da 85 HP’lik 1273 cc hacminde tek noktadan injeksiyonlu motor görev yapıyor.
Daha fazla güç, daha az ağırlık:
John Cooper Works GP Kit’li
MINI Cooper S İşte John Cooper Works GP Kit’li MINI Cooper S, Spor yaşam tarzı sürenMINI cilerin yeni gözdesi olacağa benziyor. Özel üretimde güç çıkışı yaklaşık 160 kw (218 bg)’a kadar artırılıp aracın ağırlığı da büyük ölçüde azaltılacak. Bu modifiyeler ile John Cooper Works GP Kit’li MINI Cooper S, gelmiş geçmiş en iyi mini performansınıda bu araç sağlayacakmış bize. Temmuz 2006′dan itibaren Avrupa’da satışa sunulması bekleniyo, Türkiyeye ne zaman geleceğinide siz tahmin edin artık, En güzel özelliklerinden biride araca bir kat daha sportiflik katan ağırlığı azaltılmış 18 inç hafif metal jantlar.
Ağırlığı daha da azaltmak için, mühendisler bu özel üretim araçların gövde işçiliği ve teknolojisinde büyük değişiklikler yapmış. Standart olarak arka aksın üzerinde boylamasına olan kontrol kolları bu defa alüminyumdan üretildi. Gövde işçiliğinde yapılan değişiklikler ve amortisör malzemesinin bazı parçalarının kullanılmamış olması, havalandırma birimi (herhangi bir ek ücret ödemeden alabilirsiniz) ve arka koltuklar sayesinde ağırlık 40 kilogram daha azaltılmış. Sonuç olarak bu değer, MINI CHALLENGE yarış heyecanını asfalta taşıyarak motor performansını ve viraj alma yeteneğini artırmakta. İddialı Renkler John Cooper Works GP Kit’li MINI Cooper S, eşsiz gri-mavi gövde rengi ve gümüş rengi tavanıyla hemen tanınabilir. Kaportada ve ön kapaktaki hava aralıkları da gümüş rengi. Aynı şekilde, yan aynalar da kontrast renkte- Chili kırmızı. Sade İç Tasarım
Gerçek yarış otomobili geleneğini bozmayarak, John Cooper Works GP Kit’li MINI Cooper S’in içi dikkat çekmeyecek şekilde tasarlanmış. Yine de, standart donanımda hala Recaro spor koltuklar, CD çalarlı radyo ve çok fonksiyonlu spor direksiyon var. John Cooper Work
Mini kullanmak zaten “in”di, Mini Cabrio kullanmaksa artık “süper in” olacak. Cabrio karoser Mini tarihinde köklü bir gelenek. Çünkü bir kült olan eski Mini’nin fabrikasyon veya sonradan (bu konuda uzmanlaşmış özel firmalar tarafından) üretilmiş üstü açık versiyonları uzun yıllar boyunca üretildi. Çekimler için bunlardan biri, Mengers tarafından üretilmiş eski nesil bir Mini Cabrio da bizlere eşlik etti. İkilinin arasında ortak genleri fark etmemek gerçekten çok zor. Retro, yani nostaljik tasarımlar hala oldukça beğeniliyor. Kardeşlerden yeni olanı, kesinlikle bu yılın en güzel plaj şezlongu. Yeni versiyonun en büyük avantajı, üstünün su geçirmeyecek şekilde tam otomatik olarak yani bir düğmeye basılarak açılıp kapanması. Antika versiyondaysa bunun için sürücünün, çıtalar, çubuklar ve brandayla bizzat uğraşıp durması gerekiyordu. Ancak yeni Mini Cabrio kullanmayı bir prestij unsuru haline getiren tek özellik, tavan mekanizmasının kolaylığı değil tabii ki. Bunun dışında otomobil, üstü kapalıyken bile bir cabrio olduğunu hemen anlatıyor insanlara. Çünkü yeni moda açılır metal bir tavan yerine araçta, siyah, mavi ve yeşil renklerde seçilebilen kumaş bir tavan bulunuyor. Küçücük bir deliğe dönüşen bagaj kapağıysa eski versiyonda olduğu gibi menteşeleri açıkta olacak şekilde tasarlanmış. İki kademeli tavan açılma seromonisiyse kesinlikle çok modern.
Kademelerin ilkinde tavan brandası, bir sunroof gibi 40 cm geriye kayıyor. İkinci kademede düğmeye tekrar basıldığında küçük İngiliz, kusursuz bir cabrioya dönüşüyor. Son olarak tavan brandası, birkaç kat halinde ve bagaj hacminden fazla çalmayacak şekilde katlanarak yuvasına giriyor. Bu şovun tamamı standart donanımda ve uzaktan kumanda ile 15 m kadar uzaktan da başlatılabiliyor. Ayrıca bu şov, birçok izleyicinin gözünü üzerinizde toplamayı da garanti ediyor.
Kumaş tavanın iyileştiremediği tek şeyse, otomobilin nostaljik görünümü. Çünkü üstü açık kullanımda otomobilin tasarımı, uyumluluğunu kaybediyor. Bunun nedeniyse arka koltukların arkasındaki tasarımda kullanılan kırılmanın, aracın klasik siluetiyle uyuşmaması. Gerçekten de BMW mühendisleri, bu can sıkıcı ayrıntıyı gizlemek için fazla uğraşmamışlar. Arkadaki hörgüçleri andıran metalik çıkıntılar, arazi araçlarının önüne sonradan takılan bull-barlar gibi sırıtıyor. Ayrıca geri geri manevra yapmak da tam bir kabus. Güvenlik açısından mecburi olan bu yapı yüzünden arka görüş hissedilir şekilde kısıtlanıyor. Neyse ki park sensörleri otomobilin standart donanımında yer alıyor. Bunun dışında görüş özellikleri, akan trafikte de alışkanlık gerektiriyor çünkü soldan sağdaki şeride geçmek, aracın arka kısmında olanların görülmesi neredeyse mümkün olmadığından sürücüyü zorluyor. Karoserde yapılan güçlendirmeler nedeniyle aracın ağırlığı, standart versiyona göre 100 kg daha fazla ve bu fark performansta kendisini hissettiriyor. Teste konuk olan 115 HP’lik versiyon, standart versiyona göre biraz daha ağır ve tutuk bir etki yaratıyor. Aslında bu problemin arkasında, Chrysler ve BMW’nin Brezilya’da ürettiği pek de canlı olmayan 1.6 litrelik motor yatıyor. Torkun düşük olması ve uzun tutulan vites oranları, doğal olarak keyif ağırlıklı performans rakamları sunamıyor. Örneğin 0-100 km/s hızlanmada Mini Cabrio, üstü kapalı kardeşinden 1 saniye daha yavaş. Benzer bir saptama esneklik ölçümleri için de geçerli. Bir zamanların güçlü Mini versiyonlarını işaret eden Cooper unvanını bu model kesinlikle hak etmiyor. Bu performans rakamlarından hareketle 90 HP’lik Mini One’ın iyice zayıf kalacağını düşünmek yanlış olmaz. Kesin olan tek şeyse, sportif performans isteyenlerin 163 HP’lik Cooper S Cabrio’yu tercih etmelerinin gerektiği. Üstün özellikler sergileyen direksiyonsa mutlak bir sürüş keyfi kaynağı. Üstü açık haliyle Mini’nin karakteri, go-kartlara bir adım daha yaklaşıyor. Anlık yön değiştirme komutlarına mükemmel tepkiler veren bu direksiyondan çok daha iyisini yapabilmek mümkün değildir herhalde. Oxford’da üretilen otomobil, BMW’nin kalitesine yaklaşamıyor. Örneğin test otomobilinin üçgen camlarından biri yuvasından çıktı ve bir daha kapatılamadı. Karoser yüksek burulma direncine sahip olduğunu hissettirse de bozuk yollarda açık konumdaki tenteden tıkırtı sesleri geliyordu. Neyse ki bu tür zayıflıklar aracın başarısını olumsuz etkilemeyecek. Hatta başarılı olacağına ve büyük şehirlerin lüks semtlerindeki yollarda kendisine sık sık rastlayacağımıza kesin gözle bakılıyor.